“Ben” demeyi lanetleyip, ‘biz’ olmayı yüceltmek ve bu yargının doğruluğundan hiç şüpheye düşmemek niye...
***
Kendi aklınızı, fikrinizi, vicdanınızı kullanmaktansa, bu sorumluluklarınızı aidiyet hissettiğiniz zümreye devretmenin kolaycılığı mı...
***
Size empoze edilen görüşleri bir an olsun sorgulama gereği hissetmeden benimsemenin kestirmeden bir ‘kimlik’ sağlaması mı...
***
Bunun için ne zekâya, ne bilgiye, ne araştırmaya, ne çabaya ne de bir vicdan muhasebesine gerek olmaması mı... Ait yahut dahil olduğunuz cinsiyet, ırk, millet, sınıf, toplum, cemaat, grup ne düşünse, ne dese, ne yapsa hep haklı, onlara eleştiri getiren kim varsa ‘hain’dir bu durumda nasılsa...
***
‘Biz’ olmak birleştirmiyor insanları, bölüyor aslında.
***
İçinizde taşıdığınız onca farklı renkten yalnızca biriyle tanımlıyorsunuz kendinizi bunun uğruna; düşüncelerinizi sınırlıyorsunuz, tek boyutlu bakıyorsunuz her şeye, objektifliğinizi tamamen kaybediyorsunuz.
***
O kadar alışıyorsunuz ki neredeyse bütün dünyanızı “biz” ve “karşıtlarımız” diye ayırmaya ve sınıflandırmaya, algınız köreliyor zamanla; nüansları ayırt edemiyorsunuz.
***
Bir öneriyi, hatta sonuçları ‘siz’in lehinize olabilecek en küçük tenkidi dahi kaldıramayıp, saldırganlaşıyorsunuz.
***
Mukayese sözcüğü yer almıyor lügatinizde.
***
Daha da acıklısı, ortak bir ‘düşman’ bellemeden “biz” olmayı da beceremiyorsunuz zaten.
***
Öyle gözünüz kararıyor ki ‘düşmanlaştırdığınıza’ nefretinizden, ‘şeytanla’ işbirliğine girmeyi mubah sayıyorsunuz. Doğrusunu isterseniz, galiba bir derdiniz de yok şeytanlarla.
***
Herkesi dışlayıp, “biz birbirimize yetiyoruz” diyen, peşin mutlu görünseler de kendi içlerine kapalı kalmaktan evlilikleri ‘çürüyen’ karı-kocalara benziyorsunuz biraz. Dışa açılmayan, hava almayan, tazelenmeyen, yenilenmeyen, değişmeyen her canlı, her insan, her toplum çürümeye mahkûmdur çünkü sonunda.
***
“Ben” olarak birbirinden değişik nice kişiyle, kesimle, ilginizi çeken şeyle ünsiyet kurabilecekken, “biz” olmayı seçerseniz kısıtlanırsınız.
***
Bir sorun kendinize; anne ve babanız ayrı milletlerden olsa, yani bir melez olsanız, o iki ülke arasında savaş çıksa ve de, birinden birine düşman mı olurdunuz diye.
***
Bazı şeylerin ne denli anlamsız olduğunu kavrayabilmek için her konuda ‘melez’liğe ihtiyacımız var bence.
***
Kadın erkek meselelerinde bile...
***
Laikliği savunanların, demokratlara düşman kesilmesindeki garabeti anlamanın yolu biraz da buradan geçiyordur belki de...
***
Bir demokratın laik olmaması mümkün müdür mesela, var mıdır böyle bir ihtimal...
***
Ya da, şartları tümüyle göz ardı edip, Mardin Valisi “kız çocukları için kız okulları açılabilir” dediğinde ayağa kalkmanın ‘ilericikle’ bir alakası olabilir mi...
***
En sıkı ‘cumhuriyetçiler’ büyük çoğunlukla kız okullarından yetişmiş kadınlar arasından çıkmamış mı, örneklerine bakarsak...
***
Cumhuriyet mitinglerine katılanlar, en çok ‘Batılı’ olmayı, ‘Batı tarzı’ yaşamayı, ‘çağdaş’lığı istediklerini dile getirenlerse eğer, niçin Batı çizgisinden kopmayı hedefleyenlerle birlikte oluşturuyorlar ‘saflarını’.
***
“Ben” demekten çekinmeyin bence.
***
“Biz” olmaktan, “biz” olmanın sizin soru sorma ve tek başınıza karar verme hürriyetinizi engellemesinden daha çok korkun.
***
Sorular sorun ve içinizdeki melezle tanışın bir an önce.
***
Melezlik zenginliktir...
Rengin Soysal - Taraf
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder